Günümüz yaşam standartlarına bakıldığında yoğun, stresli ve kaotik zamanlarımızın fazlalığı ön planda duruyor.

Bu durumdan uzaklaşmak ve bir nebze de olsa bertaraf edebilmek için şahsi çabalarımıza daha fazla iş düşüyor ve arayışlar içerisine giriyoruz. Örneğin bir hobi edinmek, daha fazla doğa içerisinde bulunan aktiviteler içerisinde olmak,  seyahat etmek, spor yapmak gibi aktiviteler bizleri yoğun ve stresli yaşamımızdan kısmen uzaklaştırabiliyor. Ayrıca yaptığımız her aktivite yaşam kalitemizi de arttırabiliyor. Ancak şu var ki yukarıda yazılı olan aktivitelere ne kadar zaman ayırabiliyoruz?

Bunların dışında şahsi çalışma ve yaşam alanlarımızda yaptığımız her olumlu dokunuşun bu konuda bizlere çok fazla fayda sağlayacağı aşikârdır.

Yaşamımız boyunca uzunca vakit geçirdiğimiz alanlarımız mevcut. Öncelikle bu alanların tespitiyle başlamalıyız. Örneğin evimiz ya da iş yerimiz. Şahsi mekânlarımızın, bizler için ne kadar önemli olduğundan uzun uzun bahsetmeyeceğim. Biz mekânlarımıza neler yapabiliriz bunlara bakalım. Öncelikle konu ile alakalı ihtiyaçlarımızı tespit edip, imkânlarımız doğrultusunda konforlu, yaşanılabilir, ihtiyaçlarımızı tamamı ile karşılayan dinlenebilme kalitesi yüksek mekânı hedeflemeliyiz.

Peki, hangi yolda yürüyeceğiz birkaç madde de özetleyelim;

RENKLER ETKİSİ

 Öncelikle renk seçimiz olmazsa olmazlarımızdan. Renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri çok fazladır. Yapılan testler ve araştırmalar sonucunda bu durum defalarca kanıtlanmıştır. Kullanabileceğimiz birçok renk mevcut. Ancak bunların bizlere etkisini iyi analiz edip hangilerinin bize uyumlu olduğunu tespit ettikten sonra yola çıkmalıyız. Renklerle ilgili atacağımız her olumlu adım bizlere daha kaliteli yaşam alanları sağlayacaktır. Uygulayacağımız soft ya da pastel renkler bizleri rahatlatacaktır.

SADELİĞİN ETKİSİ

 Yaşadığımız alanlarımıza dikkatle baktığımızda birçok gereksiz eşyalarımızın mevcut olduğunu görürüz. Ancak bu duruma öyle alışmışızdır ki artık gereksiz olan bir çok şeyi göremeyiz ya da görmezden geliriz. Ancak fazla ve gereksiz eşyaların üzerimizde olumsuz etkisi de çok fazladır. Yoğun mekânlarda stres olasılığımız daha yüksektir ve dinlenme kalitesi düşüktür. Öncelikle bu durumu kontrol altına almalıyız. İhtiyaç duymadığımız gereksiz tüm eşyalarımızdan kurtularak önemli bir adım atabiliriz. İhtiyaca yönelik kullanım kapasitesi yüksek sade ve şık mekânlar bizleri rahatlatacak ve keyifli zamanlar geçirmemizi sağlayacaktır.

AYDINLATMANIN ETKİSİ

En temel ihtiyaçlarımızdan biri olan mekân aydınlatılmasının konumuzla alakalı olarak önemi çok yüksektir. Mekânlarımızda elimizden geldiği kadar gün ışığından faydalanmak bizler için hem maddi hem de manevi fayda sağlayacaktır. Mekânlarımızda oluşturacağımız aydınlatma sistemini gün ışığıyla her yönde ilişkilendirmemiz gerekmektedir. Aydınlatma konusunda eşyalarımızın yerleşimi de verimlilik açısından önemlidir. Kullanacağımız armatürlerin ışık kaynaklarının kuvveti de bizler için önemlidir. Işık kaynağı odaklaması objelere değil hacimsel boşluğa olmalıdır. Örneğin mekânımıza yerleştirdiğimiz bir Lam Bader’in ışık kaynağının direkt olarak göz hizamızda olabileceği durumu mevcuttur. Ve o halde ışık kaynağının kuvveti bu duruma göre seçilmelidir. Fazla ışığın insan psikolojisinde büyük olumsuz etkileri vardır. Tam tersi olarak yetersiz ışığında bu konuda olumsuz etkileri mevcuttur. Mekân aydınlatmasında bu dengeyi sağlamak mekânımızın konforunu olumlu yönde etkileyecektir.

DEKORATİF OBJELER VE MOBİLYALARIN ETKİSİ

Yukarıda nelerden bahsetmiştik? Renkler, sadelik ve aydınlatma. Kullandığımız dekoratif objeler ve mobilyalarda bu doğrultuyla paralel yönde hareket etmektedir. Kullanacağımız mobilyalar ve dekoratif eşyalar yukarıda geçen ana kavramlarımız doğrultusunda seçilmelidir. Aksi halde bizlere kötü etkileri olabilir.  Daha öncede bahsettiğimiz üzere mekândaki yoğunluk bizleri psikolojik olarak yoracaktır. Bu durumu esas alarak mekânımızı donatırsak olumlu bir adım atmış oluruz.

Sonuç olarak renkler, sadelik ve aydınlatma kavramlarını merkezimize oturtalım. Merkezimizden uzaklaşmak, yaşam alanlarımızın kalitesinin düşüşü ile doğru orantılı olacaktır. Yalnız bu durum için her şahsın sınırları farklı noktalarda olabilir. Örneğin bazı insanlar minimalist tasarımlardan hoşlanırken, bazı insanlar ise avangard tasarımları sever. İki ayrı tarz içinde aslında aynı kavramlar geçerlidir. Ancak merkez noktaları birbirlerinden farklı yerlerdedir. Bu durumda önemli olan kendimizin ne istediğini tespit edip merkez kavramlara uyarak hareket etmek ve yaşama alanlarımızın konfor ve kalitesini arttırmaktır.

Emre Sarıaydın
Mimar / Architect